Ürdün’ün güneyine doğru ilerlerken, tepelerin üzerinde aniden beliren heybetli bir yapı görüyoruz: Kerak Kalesi.

Sanki yüzyıllardır çöllere, savaşlara, rüzgârlara karşı dimdik ayakta kalmaya kararlı bir gözcü gibi… Uzaktan bakınca bile “Burada çok şey yaşanmış” hissini veriyor.
Kale, 12. yüzyılda Haçlılar tarafından inşa edilmiş ve uzun yıllar boyunca bölgenin en stratejik savunma noktalarından biri olmuş. Tepedeki konumu öyle etkileyici ki, kaleye adım atmadan bile neden bu kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. Aşağıdaki vadi manzarası, çevredeki dağların çizgisi ve şehrin çatıları—hepsi bir araya gelince insan kendini tarih kitaplarının içine düşmüş gibi hissediyor.
Kaleye Adım Attığınızda…
İçeride geniş taş koridorlar, karanlık tüneller, okçular için yapılmış dar mazgallar ve büyük salonlar sizi karşılıyor. Her adımda yankılanan ayak sesleri, yüzlerce yıl önce burada yaşayan askerlerin, tüccarların ve komutanların izlerini hatırlatıyor.


Kaleyi gezerken en etkileyici anlardan biri, aşağıdaki derin vadilere doğru bakan teraslara çıkmak. Rüzgâr yüzünüze vururken, insan istemsizce o dönemleri düşünmeye başlıyor:
Bu tepede kimler nöbet tuttu? Hangi savaşlar bu duvarların hemen altında yaşandı?


Bugün Kerak Kalesi
Günümüzde Kerak Kalesi hem mimarisi hem de sunduğu panoramik manzaralarla Ürdün’ün en etkileyici duraklarından biri. Aynı zamanda bölgenin tarihini anlatan küçük ama keyifli bir müzesi var. Her şey sade, gösterişsiz ama çok gerçek.

Gezmek İsteyenlere Küçük Notlar
- Kale oldukça büyük, rahat ayakkabı şart.
- İç bölümler karanlık olabiliyor, telefon ışığı işe yarıyor.
- Tepeden görünen manzara özellikle gün batımında muhteşem.
- Kerak şehrinde küçük yerel lokantalar var; yöresel yemekler için güzel bir durak.
Kerak Kalesi, Ürdün seyahatinin yalnızca tarih dolu bir durağı değil; aynı zamanda insanı yavaşlatan, düşündüren, geçmişle bağ kurduran bir yer. Taşların arasında dolaşırken zamanın gerçekten nasıl da sessizce aktığını hissediyorsunuz.
Kaleden çıkar çıkmaz El Kerak şehrinin sokaklarında bulduk kendimizi. Burası tipik bir orta doğu kasabası.



İyice geç olmadan Petra’ya gitmek istiyoruz…
Buradan itibaren artık Ürdün’ün meşhur Krallar yolundan gideceğiz.
Krallar Yolu: Ürdün’ün Binlerce Yıllık İzlerini Takip Eden Efsanevi Rota
Ürdün’ün en büyüleyici yollarından biri olan Krallar Yolu (King’s Highway), sadece şehirleri birbirine bağlayan bir güzergâh değil; binlerce yıllık tarihi, çöl manzaralarını ve sessiz vadileri bir araya getiren gerçek bir keşif rotası.

Antik çağlarda ticaret kervanlarının, hacıların ve kralların kullandığı bu yol bugün hâlâ aynı güzellikte. Amman’dan başlayıp Madaba, Kerak ve Petra üzerinden Akabe’ye kadar uzanan rota, her virajında başka bir hikâye anlatıyor.
Biz bu yola Kerak kalesinden sonra bağlandık ama yolun büyüsüne kapıldık. Yol boyunca bazen yüksek bir dağın tepesinden uçsuz bucaksız vadilere bakıyorsunuz, bazen düzlüklerde bazen palmiye ağaçları arasında gidiyorsunuz. Krallar Yolu, Ürdün’ü sadece görmek değil hissetmek isteyenlerin vazgeçilmezi. Petra’ya kadar tarihle, doğayla ve bu coğrafyanın ruhuyla aynı anda tanıştık. Kısa ama unutamayacağınız bir yolculuk oldu.
Yorgun ama mutlu Petra antik kentininin hemen yanındaki modern şehir Wadi Musa’da ki otlelimize geldiğimizde şaşırtıcı dekorasyonu ile odamız bizi karşıladı 😉 Hiç kırmızı otel odası görmüşmüydünüz?

Kırmızı odamıza bavulları bırakıp yemeğe çıkıyoruz.
Wadi Musa çok turistik beklediğimden daha fazla şehirleşmiş. Petranın giriş kapısı olduğu için çok turistik.
Ürdün’ün ulusal yemeği Mansaf yemek istiyoruz. Bunun için otelizin hemen yakınındaki bir lokantaya gidip yemekleri ısmarladık. Mansaf; yoğurtla pişirilen kuzu eti, pilav ve ince ekmekle servis ediliyor. Keyifli bir yemek yedikten sonra dinlenme vakti. Yarın Petra gezisi var.
——————————————————————————————————————————————————
GEZİ PROGRAMI;
ÜRDÜN – Tarih, Çöl ve Lezzetlerle Dolu Bir Yolculuğun Başlangıcı
1. gün Ürdün Gezimiz başlıyor…
Nebo Dağı – Peygamberlerin İzinde Yükselen Manzaralar
2. gün Ölü Deniz – Dünyanın En Alçak Noktasında Sıra Dışı Bir Deneyim
Vadi Mujib – Ürdün’ün Doğa Harikası Su Kanyonu
Kerak Kalesi – Taş Duvarlarında Saklı Haçlı Hikâyeleri
PETRA – Kayaların Arasına Saklanmış Kızıl Bir Mucize
3. 4.gün Petra’da İki Gün – Siq’ten Hazine’ye Uzanan Unutulmaz Rota
VADİ RUM: Ürdün’ün Ay Vadisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler
5. gün Vadi Rum – Kızıl Bir Sessizliğin İçinde Kaybolmak
6. gün Akabe – Çölün Bittiği, Denizle Nefes Alınan Yer




Yorum bırak