23 Eylül 1993
Niagara Şelalesi’nden Kanada’ya Motosikletle
Niagara Şelalesi’nin Amerika tarafını gezdikten sonra, at nalı şeklindeki ünlü Kanada şelalelerini görmek için sınırı geçmeye karar verdik. Havalar iyice serinlediği için Kanada’da uzun bir gezi den vazgeçtik. Karavanı ABD tarafında bırakıp, Türkiye’den beraberimizde getirdiğimiz Türk plakalı motosikletimizle yola çıktık. Nehrin iki yakasında kurulu turistik şehirleri birbirine bağlayan köprü aynı zamanda sınır kapısı. Hafif çiseleyen yağmur ve yoğun trafik eşliğinde ABD’den Kanada’ya geçtik; böylece motosikletimiz de bizimle birlikte uluslararası yolculuğuna resmen başlamış oldu.

Kanada’ya adım atar atmaz biraz daha sıcak, biraz daha Avrupai bir hava sardı bizi.. Binalar daha küçük, sokaklar daha canlı ve dükkânlar büyük alışveriş merkezlerinin içine sıkışmak yerine sokak aralarına yayılmış. Alışkanlıklarından mı bilinmez, kısacası burası bizim daha çok hoşumuza gitti.


Ve nihayet Kuzey Amerika’nın en görkemli manzarası karşımızda: Kanada ve Amerika çağlayanları ile ikisini ayıran Goat Adası tüm ihtişamıyla önümüzde. Gürültüyle akan suyun gücü insanı büyülüyor.

Şelaleden sonra nehir boyunca Ontario Gölü’ne doğru ilerliyoruz. Sonbaharın renkleri artık kendini iyice göstermeye başlamış; kırmızı, sarı ve yeşilin her tonu manzarayı kaplamış, yerler Kanada’nın bayrağına bile esin kaynağı olan kırmızı bordo akçaağaç yaprakları ile örtülü. Niagara Nehri çağlayandan sonra bir boğaz içerisinde akıyor. Bir buzulun erimesi ile ortaya çıkan bu çağlayan, 12 bin yıl önce şu anki yerinden 7 mil daha kuzeydeymiş, fakat suyun aşındırması ile sürekli kaynağına doğru gerilemiş.
Zamanın Durduğu Kasaba: Niagara-on-the-Lake
Göl kıyısına ulaştığımızda, eskiden bir balıkçı kasabası olan Niagara-on-the-Lake’e vardık.

Küçük evleri, dar sokakları ve sakin atmosferiyle çok hoş bir kasaba. Baltimore’dan beri bizi bırakmayan gri yağmur bulutları kenara çekilip yerini pırıl pırıl bir güneşe bırakınca şehri daha da sevdik.

Kasabanın kalbinde duran Prince of Wales Hotel, eski zamanlardan kalmış zarif bir durak gibi karşımızda. Eski bir western filminin setinde gibi hissediyor insan.
Burada biraz yürüyüp yemek yedik, vitrinleri dolaştık ve özellikle yılbaşı süsleri satan dükkânlara hayran kaldık.


Keyifli bir yemeğin ardından gün batarken tekrar şelalelere dönüşe geçiyoruz. Niyagara şelalerindeki maceramızı şelaleler üzerinde yapılan ışık ve ses gösterisini izleyerek taçlandırıyoruz.
___________________________________________________________________________________________________________
1-Karavan ile Amerika hazırlıkları
2-Nihayet gemideyiz…
3-Akdeniz’de Cebelitarık boğazına doğru
4-Cebelitarık boğazını geçiyoruz…
5-Atlas okyanusunda seyir
6- Amerika’dayız
7-Philadelphia
8-Baltimore
9-Ontario gölüne doğru
10-Niagara
11- Niagara Şelalesi’nden Kanada’ya
12- Old Fort Niagara
13-Göl Rüzgârından Şehrin Işıklarına: New York Yolundayız
14 – New York günleri 1 – İkiz Kuleler: Bir Zamanın İçine Yolculuk
15 – New York günleri 2 – Özgürlük Anıtı ve Ellis Adası Gezisi
16 – New York günleri 3 – Yürüyerek Keşif: Central Park’tan 5. Cadde’ye, The Met’ten SoHo’ya
17 – New York günleri 4 – Karavan ile New York Turu: Battery Park, BM ve Holland Tüneli Macerası
18 – Philadelphia’nın tarihi Baltimo’un yengeçleri
19 – Washington D.C. Günleri 1 – Ay Taşına Dokunduğumuz Gün
20 – Washington D.C. Günleri 2 – Capitol’de Tansu Çiller ile Aynı Gün
21 – Washington D.C. Günleri 3 – Washington Büyükelçiliği’nde Unutulmaz Bir Akşam
22 – Washington D.C. Günleri 4 – Hillary Clinton Davetiyesiyle Beyaz Saray
23 – Washington D.C. Günleri 5 – CIA Macerası



Yorum bırak