Nemo dağı

Nebo Dağı.. Peygamberlerin İzinde Yükselen Manzaralar

Ölü deniz boyunca kuzeye çıktıktan sonra Nebo dağına doğru tırmanmaya başladık. Oldukça rahat bir tırmanışın ardından Nebo dağında, Musa’nın vaat edilen topraklara baktığı yerdeyiz.

Kutsal Hikâyelerle Çevrili Bir Zirve

Nebo Dağı, Tevrat ve İncil’e göre Hz. Musa’nın vaat edilen toprakları gördüğü yer olarak kabul ediliyor. Rivayete göre hayatının son anlarını burada geçirmiş. Bu yüzden dağ hem Hristiyanlar hem de Museviler için büyük bir öneme sahip

Burası sadece bir dağ değil; hem dini açıdan hem de tarihsel olarak çok derin bir anlam taşıyor. Tepesine çıktığınız anda, neden yüzyıllardır hacıların, gezginlerin ve araştırmacıların buraya akın ettiğini çok iyi anlıyorsunuz.

Nebo Dağı  Ürdün’ün batısında deniz seviyesinden  820 metre yükseklikte, Ölü Deniz’den ise 1220 metre yükseklikte (Ölü deniz, deniz seviyesinden yaklaşık 400 metre aşağıda) . Avarim dağlarının en yüksek noktası burası.

Açık bir günde, buradan  Ölü Deniz, Ürdün vadisi, Jericho, Bethlehem ve Kudüs’ün uzak tepeleri görülebiliyor.,

Arabamızı park ettikten sonra girişe geldiğimizde Ürdün Passların (tüm Ürdün’de geçerli olan müze giriş kartı.) burada geçerli olmadığını öğreniyoruz. Neyse ki giriş sadece 2 jod. Güzel ve bakımlı bir bahçeye girdiğimizde her tarafta bir anıt görüyoruz.

Ama beni en çok manzarayı görmek heyecanlandırıyor. İçeri girip doğruca seyir alanına gidiyoruz . Gerçekten yüksekteyiz ve geniş bir görüş alanı var. Ama maalesef hava puslu ama görüntü yine de etkileyici. Musa’nın binlerce yıl önce baktığı manzaraya bakmak heyecan verici.

Bu topraklar uğruna ne savaşlar yapılmış ne çok insan ölmüş; bunları düşününce üzülmemek elde değil.

İki bin yıldır Nebo Dağı, dünyanın en önemli dini hac yerlerinden biri olmuş. Burada Museviliğin, ve Hristiyanlığın ayak izlerini aynı anda bulmak mümkün. Her üç dinin kitabında da bu dağdan bahsediliyor.

3. veya 4. Yüzyılda  Mısır’dan gelen rahipler, Musa’nın yaşamının sonunu anmak için küçük bir kilise inşa etmişler buraya.

Zaman içerisinde bu küçük kilise Bizans mozaikleri ile süslenmiş geniş bir bazilikaya dönüşmüş.

Şimdi bu bina restore edilmiş dışarıdan çok bir özelliği yok fakat içeri girdiğimizde çok şaşırdık gerçekten çok güzel restore edilmiş.

Yerlerde ve duvarlarda şarap yapımını, avcıları ve çeşitli hayvanları tasvir eden bu muhteşem mozaikleri mutlaka görmek gerekiyor.


Bazalikanın dışına çıktığımızda Brazen Yılan Anıtı’nı görüyoruz. İtalyan sanatçı Giovanni Fantoni tarafından yapılmış,  Musa’nın çölde yaptığı hayat kurtarıcı bronz  yılanı  ve İsa’nın çarmıha gerildiği haçı birleştirerek bu anıtı yapmış. (Bronz yılanın hikayesi de şöyle: Mısıra’dan yola çıkan halk bir süre sonra şikayet etmeye yedikleri yemekleri beğenmemeye başlayınca tanrı onlara yılanları yollamış. Yılanlar insanları öldürmeye başlayınca Musa tanrıya yalvarmış. Ve tanrı ondan bir yılan yapmasını istemiş, ona bakan insanlar ölmeyecek demiş. Böylece Musa bronz bir yılan yapmış ve kavimindeki insanları kurtarmış.)

Roni ve LuiCan bu fotoğraf için epey sıra bekledi 🙂

Papa Benedict 2009 yılında burayı ziyaret edip bir zeytin ağacı dikmiş, zeytin ağacını da gördük ve artık yola çıkma vakti.

Hemen yakında bulunan İsa’nın Vaftiz Edildiği Yer (Bethany Beyond the Jordan) a doğru yola çıkıyoruz.

Baptism Area (Bethany Beyond the Jordan)

Ürdün’ün en özel duraklarından biri olan Baptism Area, yani Bethany Beyond the Jordan, yalnızca bir ziyaret noktası değil—insanı tarihin binlerce yıllık akışına doğru çeken sakin ve derin bir atmosfer sunuyor. Burası, Hristiyan dünyasının en kutsal yerlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Burada Hristiyan mezheplerine ait kiliseler, Ürdün çölünün sade manzarasıyla yan yana duruyor. Bu modern yapılar, bölgenin binlerce yıllık kutsallığını günümüze taşıyan sessiz tanıklar gibi…

Bölge, Hz. İsa’nın Yahya Peygamber (John the Baptist) tarafından vaftiz edildiği yer olarak biliniyor. Bu nedenle tarih boyunca hacıların buluşma noktası olmuş. 2015’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmesi, bölgenin önemini daha da pekiştirmiş durumda.

Jordan Nehri’nin kıyısından bakıldığında karşı kıyının artık İsrail olduğunu fark ediyorsunuz.

Burada Hıristiyanlığın bir çok mehebine ait kiliseler bulunuyor.

Kum rengi taş Rus Ortodoks kilisesi ve hemen yanında bembeyaz Yunan Ortodoks Kilisesi

Bu bölgede olmak dindar olsan da olmasan da, bir şekilde insanın kalbine dokunuyor.
Hz. İsa’nın vaftiz edildiğine inanılan yer , biraz yukarıda Musa’nın vadedilmiş topraklar baktığı yer… binlerce yıl önce yaşananları düşünmek ve aynı havayı içine çekmek gerçekten çok etkileyici.

Yorucu bir günü bitirme vakti geldi. Hava kararmadan ölü deniz kıyısındaki otelimize gitmemiz gerekiyor.

Otelden önce bir yemek yemek istedik ama yakınlarda sadece kızarma tavuk satan bir büfe bulduk. yağda kızarmış tavuklar çok cazip gözükmeyince bir marketten pita, humus ve içecek bir şeyler alıp yemeğe karar verdik.

——————————————————————————————————————————————————

GEZİ PROGRAMI;

ÜRDÜN – Tarih, Çöl ve Lezzetlerle Dolu Bir Yolculuğun Başlangıcı

1. gün Ürdün Gezimiz başlıyor…
Nebo Dağı – Peygamberlerin İzinde Yükselen Manzaralar

2. gün Ölü Deniz – Dünyanın En Alçak Noktasında Sıra Dışı Bir Deneyim
Vadi Mujib – Ürdün’ün Doğa Harikası Su Kanyonu
Kerak Kalesi – Taş Duvarlarında Saklı Haçlı Hikâyeleri

PETRA – Kayaların Arasına Saklanmış Kızıl Bir Mucize

3. 4.gün Petra’da İki Gün – Siq’ten Hazine’ye Uzanan Unutulmaz Rota

VADİ RUM: Ürdün’ün Ay Vadisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

5. gün Vadi Rum – Kızıl Bir Sessizliğin İçinde Kaybolmak

6. gün Akabe – Çölün Bittiği, Denizle Nefes Alınan Yer

Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir