13 Göl’den.. Okyanus’a: New York Yolunda

Niagara şelalesi etrafındaki güzel gezilerden sonra bir günümüzü kampingde geçirmek istedik. New York yolunda birkaç gün geçireceğiz. Gemiden indiğimizden beri yaklaşık 15 gündür yollardayız. Çamaşırların yıkanması, karavan temizlenmesi gerekiyor. Dün Ontario kalesinden dönerken bir kamping reklamı gördük. 3 gece ücretsiz konaklama diye kocaman bir tabela asmışlar. Kamping te çok güzel bir yere benziyor girip bir baklım dedik.

Karavanla Amerika: Coast to Coast Kamping Maceramız

Amerika’da karavanla yol alırken karşılaştığımız ilginç duraklardan biri de Coast to Coast kamping sistemi oldu. Açık konuşayım, ücretsiz kalma hakkını sadece bir kez, tanıtım amaçlı kullandık; ama deneyimimiz kısa da olsa paylaşmaya değerdi.

Kamp alanına vardığımızda ilk izlenimimiz: “Vay, burası tam karavan cenneti!”. Elektrik ve su bağlantıları hazır, duş ve tuvaletler tertemiz, çevrede yürüyüş yolları ve göl manzarasıyla huzur dolu bir ortam vardı. Karavanımızın önünden göle bakarken, bir anda “Keşke buraya birkaç gün kalsak” dedik ama yolumuz uzun, New York yolunda gezilecek çok yer var, dolayısıyla ertesi gün yola devam ettik.

Sistem, özellikle sık seyahat edenler veya emekliler için oldukça cazip. Tek bir üyelik ücreti ödeyip ömür boyu birçok kamp alanına gecesi 1 dolar vererek erişim sağlayabiliyor. bir çok emekli evlerini satıp büyük bir karavan alıp ömürlerinin sonuna kadar Amerika’yı baştan başa gezerek yaşıyor. Bizim için bu, daha çok “Amerika’da karavanla böyle bir deneyim mümkün” demek için bir fırsattı.
Sabah temizlik işerini tamamladıktan sonra komşu karavandakilerle sohbet ederken sevgili Ally ve eşi ile tanıştık. Kanadalı emekli bu çift bu sistemle Amerika’yı geziyorlar. Kanadalı’ lar ve oğullarını ziyaret için yazı Kanada’da geçirmiş şimdi güneye sıcak havaya yola çıkmışlar. Birlikte şaraplarımızı içip koyu bir sohbete daldık. Bir ara Ali bize çok zenginsiniz herhalde dedi. Pek anlam veremedik. Bizim şaşırdığımızı görünce Çalışmadan 1 yıl böyle gezi yapabilmek çok para gerektirmiyor mu? Bizim için imkansız demez mi. Bizim bu seyahat için ne ekonomiler yaptığımızı bilmiyor tabi. Bizim külüstür karavanı da antika diye değerlendiriyorlar.

Daha sonra Ally’nin eşi saatine bakıp 15 dakika sonra yağmur yağacak dedi. Televizyonda söylemişler. Biz gene şaşırdık.. 1993 yıllarında Türkiye’de hava durumu raporları pek te inandırıcı olmuyordu hatta şaka konusu bile oluyordu. Tabii biz pek inanmasak ta dışarıdaki eşyalarımızı toparladık ve gerçekten de 15 dakika sonra yağmur başladı. Bizim içinde bu ayrı bir deneyim oldu ve sonraki yıllarda Türkiye’de hava tahminleri doğru çıkınca şaşırmadık.

Bu tatlı çiftle gezi planlarımızı paylaştık ve daha sonra nerlerde buluşabileceğimizi planladık. Buluşa temennileri ile ayrıldık.

Kısacası, Coast to Coast kamping sistemi bize hızlı bir mola ve güzel bir manzara deneyimi sundu. Eğer Amerika’da karavanla yolculuk yapmayı planlıyorsanız, bu tarz sistemler hem ekonomik hem de pratik bir seçenek olabilir.

27 Eylül 1993

Sabah yağmur azalsa da hala devam ediyor. Erkenden yola çıkmak istiyoruz . Hedefimiz bu gün Rochester şehrini gezmek sonrada Ontario gölü kıyısında Oswego‘da geceyi geçirmek.

Yağmur Altında Rochester

ABD’nin New York eyaletindeki Rochester’a vardığımızda şehir bizi hiç de nazik karşılamadı. Gri bulutların altında, adeta sonbaharın en kasvetli günlerinden biri yaşanıyor. Hava beklediğimizden çok daha soğuk ve gökyüzü durmaksızın boşalıyor.

Ontario Gölü kıyısında yer alan Rochester, tarih boyunca özellikle sanayi ve teknoloji alanında önemli bir merkez olmuş. Bir dönem fotoğraf endüstrisinin kalbi sayılan şehir, dünyaca ünlü Kodak şirketinin doğduğu yer olarak biliniyor. Bugün ise üniversiteleri, araştırma merkezleri ve sakin yaşam temposuyla dikkat çeken orta büyüklükte bir Amerikan şehri. Erie Kanalı’nın sağladığı ticaret avantajı sayesinde 19. yüzyılda hızla büyüyen Rochester, günümüzde hem kültürel hem de doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini çekiyor.

Sokaklarda yürürken yağmurun sesi binaların arasında yankılanıyor, rüzgâr yüzümüze keskin bir serinlik taşıyor. Buna rağmen şehrin düzenli sokakları, tarihi havası ve göle yakın olmanın verdiği ferahlık hissi ile olabildiğince gezmeye çalışıyoruz. Hav o kadar soğuk ki ayaklarımız dondu. Yolda yürürürken gördüğümüz ayakabı mağzasına bakamdan geçemedik. bir de baktıkki vitrinde ilan asmışlar “Buy 1 Get 2” . Amerika’da sıklıkla karşılaşacağım bu satış sistemini ilk defa görünce daldık dükkana. Zaten yanımıza aldığımız ayakkabılarımız buralar için çok ince kaldı. Böylece 1 öde 2 al kampanyası ile süper ayakkabılarımız oldu.

Yağmur planlarımızı biraz yavaşlattı ve şehri istediğimiz gibi gezemeden Rochester’a veda edip Oswego‘ya gitmeye karar verdik. Yamur dursun ve Ontario gölünü görelim diye dua ederek yola çıktık. Ama yağış bizi bırakmadı. kendine özgü atmosferini daha farklı bir şekilde tanımamıza neden oldu. Islak kaldırımların yansıttığı ışıklar ve serin hava, bu ziyareti unutulmaz kılan küçük ayrıntılara dönüştü.

Rüzgârın ve Gölün Kıyısında: Oswego Gezisi

New York eyaletinin kuzeyinde, Ontario Gölü kıyısındaki Oswego’ yolunda yağmur hiç durmadı. Şehre adım attığımız anda yoğun yağmur, göl kıyısından esen rüzgârla birleşince hava beklediğimizden çok daha soğuk oldu. Buna rağmen şehri birazda olsa görmek için karavan ile tur atalım dedik.

Oswego, 19. yüzyılda Erie Kanalı bağlantısı sayesinde önemli bir liman ve ticaret merkezi olarak büyümüş. Bugün hâlâ bu geçmişi liman çevresindeki tarihi yapılar, eski depolar ve göle uzanan yürüyüş yollarında görmek mümkün. Küçük şehir merkezi; yerel kafeleri, dükkânları ve parklarıyla sade ama samimi bir atmosfer sunuyor.

Yağmur biraz hafifleyince göl kıyısında yürümek istedik. Burada dalgaların sesi daha güçlü hissediliyor, rüzgâr şemsiyeleri zorlayacak kadar sert esiyor. Liman bölgesi, deniz feneri ve marina çevresi, kötü havaya rağmen çok etkileyici. Oswego’da çok gezemesek te Meşhur deniz fenerini görebildik.

Oswego’da görülmesi önerilen yerler arasında göl manzaralı Breitbeck Park ve üniversite kampüsü bulunuyor. Yağmur nedeniyle hepsini uzun uzun gezemesek de, şehrin doğayla iç içe ve sakin yapısını hissetmek zor olmadı.

Oswego bizim için; rüzgârın sert estiği, yağmurun durmadan yağdığı ama yine de huzurlu atmosferiyle akılda kalan bir göl kasabası olarak hatırlanacak. Geceyi göl kıyısındaki bir marketin otoparkında geçirip sabaha karşı yola çıkmaya karar verdik. Yağmur ve soğuk çok yorucu oldu.

28 Eylül 1993

Yeşilden Kızıla Dönen Bir Amerika

Sabah güneş doğarken biz Ontario gölüne veda edip güneye doğru yola çıktık. New York yolunda kısa bir süre sonra yağmur bitti ve muhteşem sonbahar manzaraları etrafımızı sardı.

Yeşilden kırmızıya dönmeye başlayan yeşil ormanlar aralarında küçük kasaba kiliselerinin kuleleri tablo gibi.

🚐 New York Yplunda Kapalı Bir Köprüden Geçiyoruz…

New York’a doğru Oswego Nehri boyunca yol alırken, etrafı biraz gezelim diye ana yoldan ayrılıp yan yollara girimek istedik. Bir anda karşımıza ahşap, üstü kapalı, tek şeritli bir köprü çıktı.

New York Eyaleti – Oswego Nehri civarında bir kapalı köprüden geçerken “Dostluk Kervanı”

Yavaşlıyoruz… Biz buradan geçebilir miyiz? Gerimi dönsek derken Roni daldı köprüye.

Karavan köprünün içine girerken ahşabın o tok sesi yankılanıyor… Bir anlığına 1800’lü yıllara gitmiş gibi hissediyoruz.

Bu tarz “covered bridge” denilen kapalı köprüler Amerika’da özellikle 19. yüzyılda yapılmış. Üstlerinin kapalı olması süs değil; ahşabı yağmurdan ve kardan korumak için. New York Eyaleti’nin kırsal bölgelerinde hâlâ bu köprülerden görmek mümkün.

Köprünün içinden çıkıp tekrar gün ışığına kavuşuyoruz. Önümüzde uzun bir yol var ama bu küçük an, hafızamıza kazınıyor.

Bazen bir yerin adını hatırlamasak da, içinden geçerken hissettiklerimizi hiç unutmuyoruz.

Halloween 🎃 partisine denk geldik

Midlletown’a yaklaştığımızda yol kenarında bir çiftlikte Halloween 🎃 partisi ilanını görünce hemen girdik. Çok tatlı bir ortam. Her yerde balkabakları. Çiftlik sahipleri ile tanışıp sohbet ettik. Yemek standında satılan bira ve sosisle keyifli bir akşam geçirdik. Giderken bize bir balkabağı hediye etmek istediler ama maalesef kabul edemedik. Karavanda balkabağı pişirecek halimiz yok 🙂 Onun yerine birlikte bir hatıra fotoğrafı çektirdik.

Yola çıktıktan bir süre sonra hava kararmaya başladı ve biz de yorulduk. Yakınlarda kamping yok. Bizde yol kenarındaki bir Holiday Inn otelinin otoparkına girip geceyi burada geçirmeye karar verdik.

Sabah erkenden yola çıkıp artık Long Island’da ki kampingimize gidiyoruz. New York yolunda son üç saat … marketten alışverişimizi yapıp kamping ‘e giriyoruz.

Göl kokusundan Okyanus kokusuna…

___________________________________________________________________________________________________________

Karavan ile Amerika

1-Karavan ile Amerika hazırlıkları
2-Nihayet gemideyiz…
3-Akdeniz’de Cebelitarık boğazına doğru 
4-Cebelitarık boğazını geçiyoruz…
5-Atlas okyanusunda seyir
6- Amerika’dayız
7-Philadelphia
8-Baltimore
9-Ontario gölüne doğru
10-Niagara
11- Niagara Şelalesi’nden Kanada’ya
12- Old Fort Niagara
13-Göl Rüzgârından Şehrin Işıklarına: New York Yolundayız

Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir