
Bazı yerler vardır, daha ilk adımda zamanın yavaşladığını hissedersin. Vadi Rum tam olarak öyle bir yer. Ürdün’ün güneyinde, uçsuz bucaksız kızıl kayaların arasında yürürken sanki bu dünyadan kopup başka bir gezegene ışınlanmış gibi oluyorsun. Zaten boşuna “Ay Vadisi” dememişler.
21.02.2020
Petra maceramızın ardından sabah çok erken yola çıkıp bu defa otobanı kullanarak Vadi Rum’a doğru yola çıkıyoruz. 2 saat sonra Vadi Rum’un giriş noktasına ulaşıp arabamıza park yeri bulup rehberimizle buluşuyoruz. Vadi ye normal araba ile girilemediğinden önceden rehber ve araba ayarlamıştık. Böylece vakit kaybetmeden gezimize başlayabileceğiz.

Çölde ilk karşılaştığımız çölün vazgeçilmezi develer oldu. Çölde araba ile gezmek istemeyenler için develerle güzel bir gezi yapmak mümkün. Develer ile tanışma sonrası arabamıza binip yola çıkma vakti.

Vadi Rum’a vardığımda beni ilk çarpan şey sessizlikti. Ama öyle ürkütücü bir sessizlik değil; tam tersine insanın içini rahatlatan, zihnini susturan bir sessizlik. Rüzgârın kayalara çarpan sesi, uzaktan gelen bir deve çanı… Başka hiçbir şey yok. Telefon çekmiyor, ama zaten kimsenin umurunda değil.
Cipin arkasında rüzgarı ve çölün güneşini yüzümüzde hissederek önce kalacağımız Glamping kamplarından birine gidiyoruz. Cam fanuslardan yapılan odalar gece bile çölün ortasında yatıyor hissini veriyor.

Çölün ortasına kurulmuş bu odalar insana başka bir dünyada olduğu hissini veriyor. Yoksa biz Marsa mı geldik??


Odaların içi Bölge kültürünün şatafatı ile döşenmiş. Her türlü konfora sahip.

Otelin tadı çıkartmayı sonraya bırakıp ,vadinin içinde dolaşmaya çıkma vakti.
Bedevi cipine atlayıp vadinin içinde dolaşmak, devasa kaya oluşumlarını görmek, eski kaya yazıtlarını keşfetmek inanılmaz keyifli. Her durakta “Burada biraz daha kalalım” deme isteği geliyor.

Cipin arkasında oturup çölün güzelliğini içimize çekiyoruz.

İlk durağımız Vadi Rum’daki Siq al-Barrah Kanyonu (Siq Al-Barrah / Barrah Canyon).
Siq al-Barrah Kanyonu (Barrah Canyon) – Vadi Rum
Siq al-Barrah Kanyonu, Ürdün’deki Vadi Rum Çölü’nün daha az bilinen ancak en etkileyici doğal oluşumlarından biri. “Siq” kelimesi Arapçada dar geçit, kanyon anlamına gelir ve Barrah Kanyonu bu tanımı birebir karşılıyor: Yüksek kaya duvarları arasında uzanan, yer yer daralan doğal bir kaya koridoru.

Kayaların arasında sıkışmış bu dar kanyonun dibindeki sular kim bilir kaç çöl yolcusuna serinlik verdi.

Kanyon duvarlarında karşımıza çıkan eski yazıtlar, MÖ 1. binyıl ile MS ilk yüzyıllara tarihlenen Tsemudik ve Nabati dönemlerine ait olduğunu öğrendik. Bu yazılar, Vadi Rum’un antik ticaret ve göç yolları üzerinde yer aldığını ve yüzyıllar boyunca insanlar tarafından kullanıldığını gösteriyor. Çoğu yazıt isimler, semboller ve basit figürlerden oluşuyor.
Buradaki kısa bir molanın ardından yolumuza devam ediyoruz. Rehberimiz buralarda gördüğümüz kayalıklar ve oluşumlar ile ilgili bilgi verirken biz etrafımızdaki inanılmaz manzaranın tadını çıkartıyoruz
Ve uzaktan gördüğümüz kayalar yaklaştıkça bir köprü şeklini alıyor. Burası Um Fruth Kaya Köprüsü
Um Fruth Kaya Köprüsü (Um Fruth Rock Bridge).
Vadi Rum’un en bilinen doğal kaya kemerlerinden biri. Yerden nispeten alçak olduğu için üzerine tırmanmak üstünden yürüyerek geçmek mümkün.

Burada kısa bir molanın ardından çölde yola devam ediyoruz.

Kızıl kum ve aralarından fırlamış gibi duran kayalar.. bambaşka bir güzellikte.
Sıra geldi Burdah Kaya Köprüsüne
Burdah Kaya Köprüsüne (Burdah Rock Bridge)
Burası Vadi Rum’un en yüksek ve en etkileyici doğal kaya kemeri olarak biliniyor. . Um Fruth’tan farklı olarak burası çok daha yüksek (yaklaşık 35 m). Ve üzerine tırmanış profesyoneller tarafından yapılabiliyor.

Biz de kemerin altında oturup gökyüzünü seyretme keyfi yapıyoruz.
gezmeye devam edip kısa bir mola için bir bedevi çadırına yaklaşıyoruz.

. İçeri girdiğimizde güneşin altında da olsak çadırın gölgesinde tatlı bir serinlik sardı bizi. İçeride ocak üzerinde çay pişiyor . Biraz sert gelse de bize ikram edilen bu bedevi çayı sohbet eşliğinde olunca içimizi ısıtıyor. .

İçeride ufak tefek hediyelik eşyalar da satılıyor. tekrar cip e binip yola çıkıyoruz.


Etrafımızdaki manzara sürekli değişiyor. Yolda giderken birden bir tepeye tırmanmaya başladık. Şoförümüz tepeye gelince durdu ve eğlenceye hazırmısınız? kumlarda araba kayağı yapacağız dedi. Sıkıca tutunmamızı istedi ve tepeden aşağı arabayla slalom yapa yapa inmeye başladı. Biraz korkutucu olsa da çok eğlendik.

Manzaranın güzelliğinde küçük molalar vererek dönüşe geçiyoruz.


Gezinin son sürprizi de kumda kayak yapmak oldu. Tabii ki Luican bu fırsatı kaçırmayıp taktı kayağı ayağına.

Artık gezinin sonuna geldik.. çölde güneş batışı zamanı.

Gün batımı burada başlı başına bir olay. Kızıl, turuncu ve altın sarısı tonlar kayaların üzerinde dans ederken insanın boğazı düğümleniyor. Fotoğraf çekiyorsun ama bir yandan da biliyorsun: Bu anı hiçbir kare tam olarak anlatamayacak.


Hava iyice kararmadan otele dönmeliyiz. Gece çölde kalmak çok ta tekin değil.
Otele gidip odamıza girdiğimizde. Odanın içinden muhteşem bir manzara bizi bekliyor. Odanın tavanı sanki yıldızdan bir kubbe. İnanılmaz bir güzellik.
Hava iyice soğudu. en kalın ne giyeriz derken odanın içine bırakılmış bedevi gocuklarını bulduk. Kocaman gocuklar inanılmaz sıcak tutuyor.
Gocuklarımızı giyip otelin lokantasına gidiyoruz.
Çölün ortasında kayaların içine yapılmış restoran süslü dekorasyonı ile ortamla tezat oluşturuyot.
Bu akşam Roni nin doğum günü. Otel idaresi bir süpriz yapıp pasta getirdiler masamıza. güzel bir kutlama oldu.


Çöldeki maceramız bitmedi. Yemekten sonra hava iyice karardığında çölde yürüyüşe çıkacağız.
Yürüyüşte rehberimiz bir astronom. Bizi çölde yürüyüşün ötesine götürüyor. Hiç ışığın olmadığı bir noktada gök yüzü inanılmaz gözüküyor ve tek tek yıldızları anlatıyor. Hem çölde olmak hem yıldızları böylesine inceliye bilmek bambaşka bir deneyim oldu.
Gece olduğunda Vadi Rum bambaşka bir yere dönüşüyor. Çölde yıldızlar sanki biraz daha yakın. anlatılan hikâyeler ve gökyüzündeki o sayısız yıldız… Hayatın ne kadar basit ve güzel olabileceğini hatırlatıyor insana.

Bu heyecan dolu yürüyüşün ardından odamıza dönüp dinlenmek istiyoruz. Ama odaya döndüğümüzde yıldızların altında çölün sessizliğinde uyumak istemiyor insan. Her saati her anı yaşamak istiyorum. Geceyi uyur uyanık geçiriyoruz.
23.02.2020
Sabahın il ışıkları ile karşımıza çıkan manzarayı görünce artık yatakta kalmak mümkün değil. Kıpkırmızı çöl tüm güzelliği ile önümüzde.



Manzaranın karşısında Çölün soğundan bizi koruyan gocuklarımızla sabah kahvelerimizi içip Vadi Rum’daki son saatlerimizin tadını çıkarıyoruz.


Öğlene doğru Akabe’ye doğru yola çıkma zamanı.
——————————————————————————————————————————————————
GEZİ PROGRAMI;
ÜRDÜN – Tarih, Çöl ve Lezzetlerle Dolu Bir Yolculuğun Başlangıcı
1. gün Ürdün Gezimiz başlıyor…
Nebo Dağı – Peygamberlerin İzinde Yükselen Manzaralar
2. gün Ölü Deniz – Dünyanın En Alçak Noktasında Sıra Dışı Bir Deneyim
Vadi Mujib – Ürdün’ün Doğa Harikası Su Kanyonu
Kerak Kalesi – Taş Duvarlarında Saklı Haçlı Hikâyeleri
PETRA – Kayaların Arasına Saklanmış Kızıl Bir Mucize
3. 4.gün Petra’da İki Gün – Siq’ten Hazine’ye Uzanan Unutulmaz Rota
VADİ RUM: Ürdün’ün Ay Vadisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler
5. gün Vadi Rum – Kızıl Bir Sessizliğin İçinde Kaybolmak
6. gün Akabe – Çölün Bittiği, Denizle Nefes Alınan Yer




Yorum bırak